ŞAHMERAN VE HİTİT İLLUYANKA EFSANELERİNİN TEMATİK KARŞILAŞTIRILMASI

Ömer Palabıyık
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesajlar: 561
Kayıt: Çrş Şub 24, 2021 5:00 pm

ŞAHMERAN VE HİTİT İLLUYANKA EFSANELERİNİN TEMATİK KARŞILAŞTIRILMASI

Mesaj gönderen Ömer Palabıyık »

20.jpg
20.jpg (70.89 KiB) 56 kere görüntülendi

Her iki efsane de Anadolu'da geçmektedir.
Şahmeran ve Hitit İlluyanka efsanelerine konu olan Şahmeran ve İlluyanka adlı varlıkların her ikisi de yılan gövdelidir.
Şahmeran ve İlluyanka'nın her ikisi de yerin altında yaşamaktadır.
Şahmeran Efsanesi'nde Padişah Şahmeran adllı yılan gövdeli varlığı öldürtür, İlluyanka Efsanesi'nde Fırtına Tanrısı İlluyanka adlı yılan gövdeli varlığı öldürtür.
Şahmeran Efsanesi'nde Padişah Şahmeran'ı öldürtmek ve etini yiyerek sağlık bulmak için fakir bir annenin oğluyla işbirliği yapar ve ondan yardım alır. İlluyanka Efsanesi'nde birinci versiyonunda Fırtına Tanrısı, İlluyanka'yı öldürmek için ölümlü bir insan olan Hupaşiya ile işbirliği yaparak ve yardım alır; ikinci versiyonda ise fakir bir adamın kızıyla olan evliliğinden doğan oğluyla işbirliği yaparak yardım alır.
21.jpg
21.jpg (53.79 KiB) 56 kere görüntülendi
Şahmeran Efsanesi'nde Padişah Şahmeran etini yiyerek sağlığına kavuşmak için Şahmeran'ı öldürtür, İlluyanka Efsanesi'nin ikinci versiyonunda Fırtına Tanrısı gözünü ve kalbini geri alarak sağlığına kavuşmak için İlluyanka'yı öldürür.
Şahmeran ve İlluyanka Efsaneleri
Şahmeran Efsanesi
Şahmeran yada Şahmaran sözcüğü, Farsça "şâh" ve "mârân; yılanlar (yılanın çoğulu) kelimelerinin birleşmesiyle meydana gelmiştir. Farsçada "Yılanların şahı" anlamına gelmektedir. Her ne kadar "şah", erkekler için kullanılan bir unvansa da Şahmeran'a ilişkin tüm efsanevi kayıtlarda ve Şahmeran efsanelerine özgü tüm betimlemelerde söz konusu varlık dişidir.
Anadolu yerel efsanelerinde Şahmeran akıllı ve iyicil olarak tanımlanan belinden aşağısı ve kuyruğu yılan, üstü ise insan şeklindeki Maran adı verilen, hiç yaşlanmayan ve ölünce ruhunun kızına geçtiğine inanılan dişil bir varlıktır.
Anadolu'da Şahmeran'ın yaşıyor olabileceği söylenen çok yer mevcuttur. Bir rivayete göre Mersin'in Tarsus ilçesinde yaşamaktadır. Bir diğerine göreyse Adana'daki Ceyhan ile Misis arasındaki Yılankale'de yaşar. Gaziantep'in ilçesi Islahiye'nin Şahmaran mahallesi (köyü) Şahmaran dağı eteğine kurulmuştur. Şahmaran'ın bu dağda yaşadığına inanılır. Islahiye'nin Güney-doğusunda ve 10 km uzaklıktadır. Hititlerden kalma Yesemek yakınlarındadır. Aynı isimli bir efsane Mardin yöresinde de geçer. Bu yörede Şahmeran bir resimle tasvir edilir ve Şahmeran ustaları tarafından yapılan tablolar evlerin duvarlarını süsler.
22.jpg
22.jpg (65.73 KiB) 56 kere görüntülendi

Efsaneye göre Şahmeran bir yeraltı ülkesinde yılanlarıyla birlikte yaşamaktadır.
Şahmeran'la tanışan ilk insanın ismi bazı kaynaklarda Belkıya olarak geçerken, bazı kaynaklarda bu isim Camşab olarak değişmektedir. Kimi kaynaklarda ise Şahmeran'la ilk buluşan kişinin Lokman olduğu anlatılmaktadır.
Şahmeran'ın öldürülmesi olayı, her değişik söylencede ortak sondur. Bu ortak sonun, yani Şahmeran'ın öldürülüşünün ana amacı insanın sağlık ve şifa bulmasıdır. Hatta bazı anlatımlarda Lokman Hekim'in Şahmeran ile karşılaşması uzun uzun anlatılmakta, şifa veren otların neler olduğu Lokman Hekim'e Şahmeran tarafından söylenmektedir.
Cemşab ve Şahmeran
Binlerce yıl önce yedi katlı yeraltında Tarsus'ta yaşayan yılanlar vardı. Meran adı verilen yılanlar, gerçekten akıllı ve şefkatli idi. Onlar barış içinde yaşarlardı. Meranların kraliçesine Şahmeran denirdi. O genç ve güzel bir kadındı. Efsaneye göre, Şahmeran'ı gören ilk insan Cemşab oldu. O, geçimi için odun satan fakir bir ailenin oğluydu. Bir gün Cemşab ve arkadaşları bal dolu bir mağara keşfederler.Balı çıkarmak için Cemşab'ı aşağıya indiren arkadaşları, paylarına daha çok bal düşmesi için balı Cemşab'ın elinden aldıktan sonra, onu orada bırakıp kaçarlar. Cemşab mağarada bir delik görür ve buradan ışık sızdığını fark eder. Cebindeki bıçak ile deliği büyütünce, ömründe görmediği kadar güzel bir bahçeye girer. Bu bahçede eşi benzeri olmayan çiçekler ve bir havuz ile pek çok yılan görür. Havuzun başındaki tahtta süt beyaz vücutlu bir yılan oturmaktadır. Şahmeran'ın güvenini kazanan Cemşab uzun yıllar bu bahçede yaşar. Şahmeran ona tıp biliminin bilinmeyenlerini söyler. Yıllar sonra, ailesini çok özlediğini söyleyip gitmek için yalvarır. Bunun üzerine Şahmeran da kendisini salıvereceğini, ancak yerini kimseye söylemeyeceğine dair söz vermesini ister.
25.jpg
25.jpg (35.91 KiB) 56 kere görüntülendi

Şahmeran'a söz verip ailesine kavuşan Cemşab uzun yıllar verdiği sözde durarak Şahmeran'ın yerini kimseye söylememiş. Bir gün ülkenin padişahı hastalanmış. Vezir, hastalığın çaresinin Şahmeran'ın etini yemek olduğunu söylemiş ve her yere haber salınmış. Ülkenin veziri herkesi tek tek hamama sokmuş. Sıra Cemşab'a gelmiş. Cemşab soyununca vezir Cemşab'ın derisinde pullar olduğunu görünce Cemşab'ı konuşturmayı başarmış. Cemşab kuyunun yerini gösterince Şahmeran bulunup dışarı çıkarılmış. Şahmeran Cemşab'a, "Benim başımı kaynatıp padişaha içir, padişah kurtulsun, gövdemi de vezire içir, ölsün, kuyruğumu da kaynatıp sen iç, böylece Lokman Hekim ol" demiş. Böylece vezir ölmüş, padişah da iyileşip Cemşab'ı veziri yapmış. Ve rivayete göre de Cemşab böylece Lokman Hekim olmuş. Efsaneye göre Şahmeran'ın öldürüldüğünü yılanlar o günden beri bilmemektedirler. Tarsus'un, Şahmeran'ın öldürüldüğünü öğrenen yılanlar tarafından bir gün istila edileceği rivayet edilir.
26.jpg
26.jpg (51.7 KiB) 56 kere görüntülendi
Şahmeran Efsanesi'nin Kadim Kökenleri:
Şahmeran Efsanesi'ne kaynak olabilecek mitolojik yaratıklardan biri Yunan mitolojisinde Perseus tarafından başı kesilen Medusa'dır. Şahmeran Efsanesi'ne kaynak olabilecek diğer bir mitolojik yaratık ise Hititler zamanında anlatılılan, yılana benzeyen bir yaratık olan ve Fırtına Tanrısı Teşup ile savaşan İlluyanka'dır. İlluyanka Efsanesi adını bu mitolojik varlıktan almıştır.
27.jpg
27.jpg (30.87 KiB) 56 kere görüntülendi
28.jpg
28.jpg (28.25 KiB) 56 kere görüntülendi
İlluyanka Efsanesi
Çivi yazılı kil tabletletden edinilen Hitit metinleri içerisindeki efsaneler 2 ana gruba ayrılmaktadır. Bunlar Anadolu kökenli efsaneler ve Yabancı kökenli efsanelerdir. Anadolu kökenli efsaneler Hattiler’den alınmıştır. Yabancı kökenli efsaneler ise Hurriler aracılığıyla Mezopotamya’dan alındıkları anlaşılmaktadır.
Hatti kökenli olan İlluyanka Efsanesi'nin konusunu Fırtına Tanrısı ile İlluyanka yılanı arasındaki savaşı oluşturmaktadır. Bu efsane Purulli adı verilen bir ilkbahar festivalinde anlatılmaktadır. Fırtına Tanrısının savaştığı İlluyanka yılanı kış mevsimini temsil etmekteydi ve onun Fırtına Tanrısı tarafından öldürülmesiyle kışın sona ermesi ve ilkbaharın gelişi anlatılmaktaydı. Purulli festivali Nerik kentinde kutlanmaktaydı. Bu efsaneyi anlatan metin 2 versiyon şeklinde bulunmaktadır. Metinler Kbo 3.7 ve onun nüshalarından tamamlanarak çözülmüştür.
Her iki versiyonda da İlluyanka Ejderi, Fırtına Tanrısı ile yaptığı savaşın sonunda öldürülmesine karşın, anlatım tarzı arasında ve ayrıntılarında farklılıklar göze çarpmaktadır.
Birinci versiyonda İlluyanka Ejderi, Kişkiluşşa şehrinde Fırtına Tanrısı'nı yener, bunun üzerine Fırtına Tanrısı diğer tanrılardan yardım ister. Fırtına Tanrısı’nın kızı olan hayvanların ve bozkırın Tanrıçası İnara Ziggaratta şehrinde ölümlü bir insan olan Hupaşiya’nın kendisine yardım etmesini sağlar. Tanrıça İnara İlluyanka Ejderini çukurundan yukarı planladığı ziyafete çağırır. İlluyanka ve çocukları ziyafette yerler, içerler ve susuzluklarını giderirler. Bu sırada Hupaşiya gelir ve İlluyankayı iple bağlar. Fırtına tanrısı gelir ve İlluyankayı böylelikle öldürür. Ejderhanın öldürülmesi ile ana hikaye biter fakat metin Tanrıça ile kutsal evlilik bağı ile evlenen ölümlü insanın arasında geçen olayların anlatımıyla devam eder. İnara, Tarukka ülkesinde, kayanın üzerinde bir ev inşa eder ve Hupaşiya’yı bu eve oturtur. Karısını ve çocuklarını görüp onları özleyeceğini bildiğinden ve Hupaşiyayı elinde tutma gücüne sahip olmayacağından dolayı ona pencereden bakmamasını emreder. Hupaşiya 20 gün sonra pencereyi açar, karısını ve çocuklarını görür. Hupaşiya, kırdan dönen Tanrıça İnara’ya evine gitmesine izin vermesi için yalvarır. Metnin kırık kısmından anlaşıldığı üzere Hupaşiya ölümle ya da kovularak cezalandırılmıştır.
İkinci versiyonda ise İlluyanka Fırtına Tanrısını yendikten sonra gözlerini ve kalbini alır. Bunun üzerine Fırtına Tanrısı fakir bir adamın kızıyla evlenip ondan bir oğlan dünyaya getirir. Büyüdüğünde oğlu İlluyanka Ejderinin kızıyla evlenir. Fırtına Tanrısı oğlundan, içgüveysi olarak girdiği İlluyanka Ejderinin evinden kendisinden alınan kalbini ve gözlerini istemesini emreder. İlluyanka ve kızından kalbi ve gözleri alır, babası Fırtına Tanrısına götürür. Eski gücünü kazanan Fırtına Tanrısı İlluyanka ile denizde savaşmak üzere gider, bu sırada İlluyanka Ejderinin yanında olan oğlu babasına ‘’beni de öldür’’ diye bağırır. Bunun nedeni İlluyanka Ejderine, konukseverlik yasalarına ve karısına ihanet ettiği için bundan sonra yaşamaya katlanamayacağı inancında olduğu düşünülebilir. Fırtına Tanrısının yoksul bir insanın kızını kendisine eş olarak seçmesinin nedeni doğan çocuğunda yoksul olmasıyla başlık parası vermeden, İlluyanka Ejderinin evine içgüveyi olarak girmesini sağlamaktır. Hitit yasalarına göre yoksul bir genç erkek, evleneceği kızın başlık parasını ödeyecek maddi güce sahip değilse, kayınpederi karşılamaktadır; damat iç güveyi olarak evine girer ve onun işlerinde çalışarak başlık parası karşılığında eve maddi katkıda bulunur. Bu bağlamda Fırtına Tanrısının oğlu İlluyanka ejderinin evine girmesi ve babasının kalbi ve gözlerini alabilmek için yoksul ve içgüveyi olması gerekiyordu.
Her iki versiyonda da Fırtına Tanrısı’nın başarı kazanmasını sağlayan ölümlü insanlardır. Onların yardımına ve bir hileye gereksinim duyulmaktadır. Ölümlülerin ise görevi tanrısına karşı sadık olmaktır. Bu insanlarla tanrılar arasındaki iş birliği ve bağın gücünü çok iyi yansıtmaktadır.
Efsanede geçen Kişkiluşşa, Ziggaratta, Nerik, Tarukka ve Tanipiya gibi yerler Anadoluda Hattuşa’nın kuzeyine lokalize edilmektedir.
İlluyanka efsanesi çok daha eski olmasına rağmen günümüze ulaşan metnin bulunduğu tabletler MÖ 1500-1190 Yeni Krallık Devrine tarihlenmektedir.
İlluyanka Efsanesine ait olduğu düşünülen bir diğer görsel kaynakta Malatya Kabartması adıyla bilinen kabartmadır. Bu kabartma 43 cm yüksekliğinde 150 cm uzunluğunda olup tahribat fazladır. Kabartmadan anlaşıldığı kadarıyla yılana hücum eden Fırtına Tanrısı iki eliyle tuttuğu uzun mızrakla yılanı vurmaktadır. Bu kabartma Ankara Anadolu Medeniyetler müzesinde sergilenmektedir.
Kil tablette geçen Hititçe metnin çevirisi:
CTH 321
A
KBo 3.7
Vs I
1 Nerik şehri Fırtına tanrısının merhemli rahibi Killa şöyle(söyler):
2 Gökyüzünün Fırtına Tanrısının
3-4 Purulliya bayramının konusu hakkında şöyle söylerlerse:
5 ‘’ Ülke büyüsün ve gelişsin.
6 Ülke korunmuş olsun.’’
7 Böylece (ülke) Büyüyüp geliştiğinde Purulliya bayramını
8 kutlarlar.
9 Fırtına Tanrısı Illuyanka yılanı
10 ile Kiškilušša şehrinde savaştıklarında
11 Illuyanka yılanı Fırtına tanrısını yendi.
12 Fırtına tanrısı da tanrıların hepsini
13 yardıma çağırdı ‘’Bana (yardım için) katılın!’’
14 Tanrıça Inara da bir ziyafet hazırladı.
15 Her şeyi fazla miktarda hazırladı.
16 1 büyük kap şarap, 1 büyük kap marnuwant içkisi
17 1 büyük kap walhi içkisi. Büyük kaplar
18 içine çokça doldurdu.
19 Tanrıça Inara Zigaratta şehrine gitti
20 ve bir fani olan Hupašiya’yı buldu.
21 Tanrıça Inara Hupaşiya’ya şöyle (söyler):’’Bak
22 mesele (hakkında) bunu (ve) şunu yapacağım
23 sende bana yardım et !’’
24 Hupašiya’da tanrıça Inara’ya şöyle (söyler):
25 ‘’Ancak seninle birlikte yattığımda geleceğim
26 isteğini yerine getireceğim.’’ Böylece onunla birlikte yattı.
27 Tanrıça Inara Hupaşiya’yı götürdü.
B
KUB 17.5
Vs I
4’ ve onu gizledi. Tanrıça Inara da
5’ süslendi. Illuyanka Ejderini
6’ çukurdan yukarıya davet etti:
7’ ‘’Bak bir ziyafet düzenliyorum.
8’ yemeye ve içmeye gel!’’
9’ Illuyanka ejderi çocukları ile birlikte
10’ yukarı geldi ve yediler içtiler.
11’ Onlar büyük kabın hepsini içtiler
12’ ve susuzluklarını giderdiler.
13’ Bundan dolayı çukurundan aşağıya
14’ gidemediler. Hupaşiya geldi
15’ ve Illuyanka ejderini ip ile
16’ bağladı.
17’ Fırtına tanrısı geldi ve Illuyanka ejderini
18’ öldürdü. Tanrılar onun yanında idiler.
C
KUB 17.6
Vs I
14’-15’ Ve tanrıça Inara kendisine Tarukki şehrinde kayalık üzerinde bir ev inşa etti.
16’ Hupaşiya’yı eve
17’-20’ oturttu ve ona tanrıça Inara sürekli olarak (şöyle) emretti: ‘’ Kıra gittiğim zaman sen pencereden dışarı bakma!
21’-22’ Fakat dışarı bakarsan karını ve çocuklarını görürsün.’’
23’ 20 gün geçtiğinde o pencereyi
24’ açtı ve karısını (ve) çocuklarını gördü.
25’ Tanrıça Inara kırdan geri
26’ geldiğinde o yakınmaya başladı
27’ ‘’ Beni eve geri bırak!’’
A
Kbo 3.7
Vs II
9’-14’ Tanrıça Inara [Hupaşiya’ya] şöyle(söyler): ‘’[…] [pencereden(?)] dışarı bak[mayacaksın(?)] kabahati ile […] Fırtına Tanrısı çayırını […]o ve onu […]
15’ Tanrıça Inara Kiškilušša kentine
16’ [geldi.] Evini, ve taşkın [nehri?]
17’ kralın [eline?] koyduğunda
18’ ilk Purulliya bayramını
19’ kutlarız Kralın eli de
20’ tanrıça Inara’nın evinde ve taşkın nehirdedir.
21’ Zaliyanu dağı(kutsal dağ) hepsinden(tüm tanrılardan) öncedir.
22’ Nerik şehrinde yağmur
23’ yağdığında Nerik kentinden
24’ asa adamı(çığırtkan, münadi, tellal) kalın ekmeği(kurban ekmeği) getirirdi.
25’ Zaliyanu dağından yağmur istediği için kalın ekmeği(kurban ekmeği) getirir.
27’ O […] koyar.
28’ Onu […]
29’ Ona […]
30’ […]
İkinci Versiyon
D
Rs. III
1’-3’ [Bunu (?)…] keza[merhemli rahip Kella(?)] (şöyle) anlattı:
A
Rs. III
1’ Illuyanka ejderi fırtına tanrısını yendi.
2’ Onun kalbini ve gözlerini de aldı.
3’ ve o Fırtına Tanrısı [intikam aradı.(?)]
4’ Fakir bir adamın kızını
5’ zevcesi olarak aldı. O bir erkek çocuk dünyaya getirdi.
6’ Fakat o büyüdüğünde
7’ Illuyanka ejderinin kızını
8’ zevceliğe aldı.
9’ Fırtına tanrısı oğluna emretti:
10’ ‘’ Karının evine gittiğinde
11’ onlardan kalbimi ve gözlerimi
12’ iste!’’
13’ Oraya gittiğinde onlardan kalbi
14’ istedi. Ona onu verdiler.
15’ Daha sonra onlardan gözleri
16’ istedi. Onu da verdiler.
17’ Onları babası Fırtına Tanrısına getirdi.
18’ Fırtına Tanrısı kalbi ve gözlerini
19’ geri aldı.
20’-21’ (Fırtına Tanrısının) Vücudu tekrar eskiden olduğu gibi iyi olunca
22’ O savaşmak için denize gitti.
23’ Onunla savaşmaya gittiğinde
24’ Illuyanka ejderini
25’-26’ yenmeye başladı ve Illuyanka ejderi ile birlikte olan Fırtına Tanrısının oğlu
27’ yukarıya gökyüzüne babasına
28’ bağırdı.
29’ ‘’ Beni de onunla bir tut.
30’ bana iyilik gösterme!’’
31’ Fırtına Tanrısı Illuyanka ejderini
32’ ve kendi oğlunu öldürdü
33’ ve Fırtına Tanrısı ondan [intikamını?] bu şekilde aldı.
34’ [Nerik kentinin merhemli rahibi Killa şöyle(söyler):
35’ Tanrılar […]-dığında
Yaklaşık 15 satır kırık boşluk vardır. Efsanenin birince versiyonuyla bağlantılı görünen bir metin daha vardır.
KUB 12.66
D
Rs IV
1’ Merhemli rahipler için ilk tanrıları
2’ sonuncu [tanrılar] yaptılar
3’sonuncuları ilk
4’ tanrılar yaptılar.
5’ Tanrı Zaliyanu ayinlerde gerekli olan tahıl miktarı çoktur ve
6’ tanrı Zaliyanu, tanrı Zašḫapuna’nın karısıdır.
7’(tanrı Zašḫapuna) Nerik şehri Fırtına Tanrısı’dan büyüktür.
8’ Tanrılar merhemli rahip Taḫpuruliye şöyle(söyler):
9’ ‘’Nerik şehrine Fırtına Tanrısına(huzuruna) gittiğimizde
10’ biz nereye oturacağız?’’
11’ Merhemli rahip Tahpurili şöyle(söyler):
12’ ‘’ Siz obsidyen tahta oturduğunuzda
13’ ve merhemli rahipler kura çektiklerinde
14’ tanrı Zaliyanu’yu (heykelini) tutan merhemli rahip
15’ su pınarının üzerine obsidyen taht konmuş olacak
16’ o (tanrı Zaliyanu) orada oturacak.’’
17’ Bütün tanrılar içeriye girerler
18’ ve kendileri için kura çekerler. Kaštama şehrinin tanrılarının hepsinin (arasında) Zašḫapuna büyüktür.
A
Kbo 3.7
Rs.IV
18’ Çünkü (Zašhapuna) Tanrı Zaliyanu’nun karısı
19’ Tazzuwaši (Zaliyanu’nun) metresi.
20’ Bu 3 kişi Tanipiya şehrinde
21’ oturacak.
22’ Arkasından Tanipiya şehrinde
23’ bir boş arazi kral tarafından verilmiş olacak.
24’ 6 kapunu(bir alan ölçü birimi) arazi, 1 kapunu üzüm bağı
25’ bir ev ve harman yeri, hizmetçiler için 3 bina
26’(Bu bağışların kaydı) Kil tablette de mevcuttur. Ben de
27’-28’ (Bu) konuya saygılıyım ve bunları söyledim.
29’-30’ Merhemli rahip Killa’nın sözlerinin 1.Tableti bitti.
31’-33’ Baş katip Walwaziti huzurunda kâtip Piḫaziti yazdı.
Hazırlayan: (Hititolog) Mert Torun ve Kadir Ebrek

“MİTOLOJİ” sayfasına dön